Etiket arşivi: aşk büyüsü tarifi

Aşık Etme Büyüsü Nedir, Nasıl Yapılır?

Aşık Etme Büyüsü Nedir, Nasıl Yapılır?

Aşk büyüsü tarzı büyüler genellikle karşılıksız aşıklar tarafından yapılmaktadır. Karşılıksız aşk birçok kişiyi bu tarz büyülere yöneltmektedir. aşk büyüsü genellikle medyumlar tarafından yapılan ve birçok kez işe yaradığı görülmüş olan büyülerden bir tanesidir. Bir medyum ile çalışmak istemeyenler içinde birçok büyü yöntemi bulunmaktadır. Bu tarz aşk büyüleri evdeki imkânlar ile kolaylıkla yapılmaktadır. Bu büyülerin işe yararlığı kişiye göre değişiklik göstermektedir. Büyünün amacı karşı tarafın farkında olmadan büyü yapan kişiye aşık olmasıdır. Bu noktada karşı tarafın gördüğü rüyalar oldukça etkili olmaktadır.

Aşk büyüsü nasıl yapılır?

Aşk büyüsü için birçok farklı yöntem kullanılmaktadır. Her medyumun kendine özgü bir yöntemi bulunmaktadır. Fakat büyü evde yapılacak ise en popüler olanı mumla yapılan aşk büyüsü olmaktadır. Mumlarla yapılan bu büyünün etkili olduğu birçok kişi tarafında düşünülmektedir. Bunun için ilk olarak doğru renkte olan mum rengi seçilmelidir. Her renk farklı bir isteği simgelemektedir. Aşk büyüsü yapılacak ise tercih edilmesi gereken renk kırmızı olmaktadır. Alınan kırmızı mumun üzerine partnerin isminin yazılması gerekmektedir. Fakat bu noktada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta ismin Arapça olarak yazılmasıdır. Daha sonra her gün belirli sürelerde dualar ile yakılan bu mum eriyene kadar kullanılmalıdır. Geriye kalan parçalar ise güvenli bir yere gömülmelidir. Bu sayede aşk büyüsü yapılmış olmaktadır. Geriye kalan tek şey beklemektir. Büyü işe yaramış ise yeni bir ilişkiye başlanması muhtemeldir.

Bağlama büyüsü

Bağlama büyüsü aşık etme büyüsü ile benzerlik gösteren büyüler arasındadır. Bu büyünün yapımı sonucu karşı taraftan bir bağlılık görülmesi son derece mümkün olmaktadır. Bağlama büyüsü diğer büyülere oranla biraz daha profesyonellik isteyen bir büyüdür. Fakat evde uygulanması da mümkündür. Evde yapılacak büyülerin sonucunun garanti olup olmayacağı henüz bilinmemektedir. Bu sebeple bir uzmandan yardım alınması çok daha doğru olacaktır. Evde yapılacak bağlama büyüsü için gerekli olan ilk şey rengârenk iplerdir.

Toplamda 7 adet olması gereken bu ipler her seferinde Ayetel Kürsinin okunması ile birlikte düğümlenmelidir. Bu işlem 7 kez devam etmelidir. Tek tek düğümlenen bu ipler daha sonra birlikte düğümlenmelidir. Bunun içinde gene her seferinde Ayetel Kürsinin okunması gerekmektedir. Tüm bu işlemlerin sonunda ortaya çıkan düğümlü ip bir toprağa gömülmelidir. Bu aşamadan sonra yapılması gereken tek şey sonuç almayı beklemektir. Büyünün başarısı kişinin yapımına ve hata yapıp yapmadığına göre değişiklik göstermektedir.

Geri döndürme büyüsü nedir, nasıl yapılır?

            Geri döndürme büyüsü aşık etme büyüsünden farklı olarak bu sefer zaten var olan bir ilişkide oluşan problemlere bağlı olarak ortaya çıkmıştır. Geri döndürme büyüsünde amaç ilişkiden uzaklaşmış olan partnerin geri döndürülmeye çalışılmasıdır. Bunun için yapılacak olan büyü biraz daha farklı olmaktadır. Geri döndürme büyüsü için yapılması gereken ilk şey bir medyum yardımı alınmasıdır. Geri döndürme büyüsü kişiye özel olarak yapılan özel bir büyüdür. Bu büyünün başarılı olabilmesi için profesyonel bir medyumdan yardım alınması çok daha doğru olacaktır.

Geri döndürme büyüsü yaptırmadan önce dikkat edilmesi gereken bazı noktalar bulunmaktadır. Bu noktalardan en önemlisi ayrılık süresi ile alakalı olmaktadır. Ayrılık süresinin uzaması büyünün işe yarama olasılığını düşürecektir. Bu sebeple net bir karar verildiğinde kesinlikle beklenmemeli ve kısa süre içerisinde bir profesyonelden yardım alınmalıdır. Büyünün işe yaraması durumunda partner ile yeni bir ilişkiye başlanması mümkün olmaktadır.

Cin Peri Musallatı

Alemde sadece genel olarak bilinen cin peri ve ifritler yoktur. Çok daha fazla sayıda, kimilerinin ismini bile duymadığı pek çok ruhani çeşidi vardır. İfrit cazı dev hadim hüddam  bunların başında gelenlerdendir. Şunu da konusu gelmişken belirteyim periler cinlerin dişileri değildirler.

Ayrıca Müslüman cinlerin zarar vermediği iddiası da çok yanlıştır. Rukye ile tedavi yapanlar bilirler ki en kolay alınan cin musallatları, Müslüman cinlerin olduğu musallatlardır. Kafir cinlerin çıkarılması daha zordur.  Çevrenize bir bakarsanız, zarar gördüklerinize dinlerine baktığınız zaman ne demek istediğim anlaşılacaktır. Nasıl her Müslüman yada müslümanım diyen insan evliya değilse, bu durum ruhaniler için ayndır. Cin Peri Musallatı yazısına devam et

Incoming search terms:

  • cinci hocalar istanbul
  • tilsimat şeytanları yakan öldüren dua

Koruma Muskası

Kaza ve belalardan korunmak için yada büyü sihir bağlılık nazar gibi kötü etkenlerden, cin peri gibi ruhanilerin zararlarından korunmak için yazılır. Bunların içinde düşman şerlerinden korunmak bıçak kurşun gibi harp ve delici aletlerin zararlarından korunmak için, vede akrep yılan gibi zehirli yada yırtıcı hayvanların şerrinden muhafaza olmak için gerekli vesile oluşturulabilir.

Koruma denince çok geniş bir kavram oluşabileceği için sayısız özel koruma tılsımı olabilir. Doğal afetlerden korunma köpekten korunma yıldırım çarpmasından korunma gibi akla hayale gelebilecek pek çok konuda ayrı ayrı koruma görebilirsiniz. Bazen bu korumaların görevlileri gelerek vesile olurken bazen korumadaki yazıların kendine has özelliklerinden dolayı korunma sağlanır.

Yani bazı kişilerin iddia ettiği gibi bazı ruhaniler geldiği zaman muskayı tılsımı yada vefki vs… nin içinde olanı okuyup ta vazgeçtiği olayı çok eksik bir bilgidir. Hastalıklardan korunmak yada erkek yada bayanların şerlerinden korunmak gibi koruma çeşitleride mevcuttur.

Incoming search terms:

  • ankarada cinci hoca
  • ankarada hoca

Sözümden Çıkmasın Diyorsan

İtaat için olan tılsımların ortak özellikleri hedef kitleyi kişinin isteklerine boyun eğmesini sağlamak için vesile olabilmesidir. Bu itaatten kasıt bazen cinler ve benzeri varlıklardır. Bazen ise büyüklerin yada eşlerin veya sizinle konuşan kişilerin itaat etmesini sağlamaktır.

İtaat mühürleri tılsımları haliyle insanları köle edecek değildir. Fakat bazı insanlara dikkat edilirse yalan bile söylese başkaları ona karşı pek bir şey diyemez. Haklı olsa bile karşısındaki susmak zorunda kalır. Normal yapısı buna müsait olmayan insanlarda dahildir. Muhatap olduğunuz kişilerin size karşı çıkmaması istendiği zaman bu tılsım türlerine müracaat olunur. Hatta hayvanların itaat etmesi için bile kullanılan tılsımlar vardır.

Hocamızdan Açıklama

Müslüman, dünya hayatında kendisine tayin olunan yazgısını tevekkülle, sabırla ve metanetleAllah’ın takdiri olduğunu bilerek yaşarsa, hem inancını yüceltmiş hem de kendi değerini arttırmış olur. Ancak; maalesef yaşadığımız dünyada bir çoğumuz dürüst ve sağlam bir inanca sahip değil. Kimse bir diğerinin başarısını, daha iyi yerlere gelmesini ve mutluluğunu kabullenemiyor. Bu düşüncelerden hareket ederek de en yakın dostunu, arkadaşını, ailesinden birini veya düşmanı olduğu düşündüğü kimseleri, BÜYÜ yaptırarak, ilerleyip kendinden daha iyi konuma gelmemesi amacıyla engelliyor. Toplumumuzda bu KISMETİ KAPALILIĞI veya KISMETİ KESİLMEK olarak tabir ediliyor. Kazanç kapısının bir anda kapanması, kazancın azalması, daha önceden kendisine nasip olan bir şeyin artık nasip olmaması, tuttuğu dalın kuruması, gibi sonuçlar doğuruyor. Yaradan yarattığı kulunun kısmetini kapatır mı? Bu düşünülemez… Ancak; bu gibi durumlar haset ve çekememezlik gibi düşüncelerle insanlara büyü veya benzeri etkilemeler vasıtasıyla yapılıyor.

Yaratılanların hepsinin kısmeti açıktır. Bir takım insanlar kısmet açmanın insanların yazgısının değiştirmek olduğunu düşünüyor. Allah onların günahlarını affetsin. Gerçekte KISMET AÇMA kişinin bilmeden kendisinin veya bir başkası tarafından bilinçli olarak önüne koyduğu engellerin kaldırılması işlemidir. Kısmet Açma, duaların desteğiyle olduğu gibi ileri boyuttaki problemlerde uzman bir kişinin desteğini almak daha doğru olur.

Ailesinin rızkını kazanmak amacıyla ticaret, hizmet, üretim gibi işlerle uğraşan ya da ücretli olarak çalışan kişilerin, bu çalışmalarının ürünü olan başarıyı yakalama konusunda zorlanmalarının nedenlerinden biriside iş kısmetinin kapanmış olmasıdır. İş kısmeti durduk yerde kendiliğinden kapanmaz. Rakipler, arkadaşlar, akrabalar gibi çekemeyen kişiler tarafından kişinin etkilenmesi halinde oluşabilecek bir durumdur. İş kısmetinin açılması ve bu durumdaki kişilerin üzerindeki etkilerin kaldırılması hakkında detaylı bilgi için lütfen iletişime geçiniz.

Günlük hayatta çoğu zaman seçimlerle karşı karşıya kalırsınız. Bir olayın, tercihin, beklentinin ya da sürprizin hep başka insanlara uğradığını görür ve bu durumdan hep şikâyet edersiniz. Bu konuda “Ben olmalıydım!”“Ben bunu hak etmiştim!” ya da “Neden ben değil!” şeklinde sızlanmalarla geçiştirme yolunu seçersiniz. Oysa bu konuda kendinizde bir negatiflik olabileceğini görmezden gelir ve bunu kabullenmek istemezsiniz. Üzerinizde gerçekten negatif enerji yüklü olabilir. Negatif enerjiden kurtularak kendinizi bu şanslı gruba dahil edebilirsiniz.

İş hayatında her şey tamam olduğu halde işleri bir türlü yolunda gitmeyen, şanssız olduğunu ve hep olumsuzlukların kendini bulduğunu düşünen kişilerde “KISMET KAPAMA BÜYÜSÜ” yapılmış olma ihtimali oldukça büyüktür.

Bu konuda daha detaylı bilgi almak için lütfen arayınız.

Kişiye özel olarak yapılan bu çalışmada, kişi hakkında ön bilgiler alınır ve Esmâ-ûl Hüsna’lar, Ayet-i Kerimelerden destek alınarak kişinin önündeki engeller tespit edilir. Bu tespitin sonrasında kişinin içinde bulunduğu duruma göre VEFK hazırlanmaya başlanır. Sonrasında kişinin bu rahatsızlıktan kurtulması amacıyla üzerinde taşıdığı Vefk ve okuduğu dualarla oluşturduğu pozitif enerji sayesinde, içinde bulunduğu sıkıntı ve engelleri kalkmaya başlar.

Birçok kişi kısmetinin kapalı olduğunun farkında değildir. Gerçekte hedeflediği yere varabilmesi için önünde hiç bir engel yokken, anlaşılamayan bir nedenle yapmak istedikleri gerçekleşmez, olumsuz sonuçlanır. Uygulamanın başarıya ulaşması öncelikle Cenab-ı Hakk’ın iznine, sonrasında bizlerin gayreti, sizlerin inancına bağlıdır. Burada çalışması gereken sadece biz değil, aslen bizden sonra sizlerin çalışmasıdır.

Detaylı bilgi için lütfen iletişime geçiniz.

En Etkili Aşk Büyüsü

Eski zamanlardan itibaren uygulanmakta olan aşk büyüleri vardır.

Çeşitli toplumlarda medyumlar; aşk büyülerini yazılı tılsımlar, özel ritüeller, adaklar, tütsüler, özel dualar gibi çeşitli uygulamalar kullanarak yaparlar.

Sonuç alınabilmesi için çalışmanın enerjisi yüksek bu konularda eğitim ve tecrübe edinmiş medyum hoca tarafından yapılması gereklidir, tam olarak yapılıp uygulanmayan bir aşk büyüsünden sonuç alınamayacağı gibi tam ters kötü sonuçlarda alınabilir . En iyi Medyum tarafından yapılan aşk tılsımı uygulaması hem hızlı hemde kalıcı sonuç verir.

Bu yüzden aşk büyüsünü kulaktan dolma bilgilerle kendi kendinize yapmaya çalışmayın. Duyduğunuz ya da okuduğunuz aşk büyülerini kendi başınıza uygulayıp başarılı olmanız mümkün değildir. En iyi ihtimalle sonuç hayal kırıklığı olacaktır.

Büyünün Sekiz Çeşidi

Sihir çeşitlerini belirlemek kolay değildir. Bununla beraber Fahreddin Râzî  tefsirinde sihrin sekiz çeşidini saymıştır. Bazı açıklamalar ile oradaki bilgilerin özeti şöyledir:

1- “Gildânî Sihri” ki, semavî kuvvetlerle yeryüzüne ait güçlerin karışımı yoluyla meydana getirildiği söylenen ve tılsım adı verilen şeylerdir. Gildânîler eski bir kavim olup, yıldızlara taparlar ve bu yıldızların kâinattaki olayları yönetip yönlendirdiğine, hayır ile şerrin, mutluluk ile bedbahtlığın bunlardan kaynaklandığına inanırlardı. Bunların tılsım adı verilen bazı acayip şeyler yaptıkları söylenmektedir. İbrahim Peygamber, bunların bu batıl inançlarını düzeltmek için gönderilmişti ki, bunlar başlıca üç fırka idiler: Bir kısmı kâinatın ve yıldızların kadîm (öncesiz) olduğuna ve kendiliğinden var olmuş bulunduğuna kanî idiler ki, bunlar bilhassa “sâbie” adıyla tanınmış idiler. Zamanımızın deyimiyle kâinatın ezelî olduğuna inanan bir nevi materyalistler demektir. Anlaşıldığına göre gök ve tabiat bilimlerinde bir hayli ileri gitmişler ve bazı sanayi gariplikleri meydana getirebilmişlerdi. Diğer bir kısmı, feleklerin ulûhiyetine kâil olmuşlar ve her bir felek için bir heykel yapmışlar ve bunlara tapmışlardı. Üçüncü bir kısmı da feleklerin ve yıldızların üstünde ve ötesinde her şeyi yaratan fail-i muhtar (istediğini yapabilen) bir yüce yaratıcının varlığını kabul ederler, fakat o yüce yaratıcının, o yıldızlara bu âlemde etkileyici bir kuvvet bahşetmiş ve kâinatın yönetimi için onları görevlendirmiş bulunduğuna inanırlardı. Bu inanç şekli de çoğunlukla tabîiyyûn mezhebine (rabîiyyeciler = naturalizme) benzemektedir. Bize kalırsa, bu sihirde tabîiyyat ile ruhiyatın eski zamanlarda keşfedilmiş bazı garip özellikleri birleştirilerek uygulanmış olduğu anlaşılmaktadır.

2- Evham sahiplerinin ve kuvvetli kişilerin sihirleridir. Bunlar öyle sanırlar ki, insanın ruhu terbiye ve tasfiye ile kuvvetlenir ve tesir gücünü arttırır. İdraki, gizli kapalı şeyleri algılayacak derecede gelişir, iradesi de kendi dışında birtakım olayları etkileyecek derecede güçlenir. O zaman istediği birçok şeyleri yapar,eşyada, canlılarda ve diğer insanlarda kendi bedenindeki gibi tasarruf eder. Hatta o dereceye varır ki, bir irade ile bünye ve şekilleri değiştirebilir: İsterse öldürür ve yeniden diriltir, varı yok, yoku var edebilir. Gerçekten de beden terbiyesi gibi ruh terbiyesinin de birçok faydası olduğu inkâr edilemez. Fakat ruhun bu derece güç kazanması, bir ilâhî ihsan olmadan, yalnızca çalışmayla elde edile bilir bir şey olduğunu farz etmek evhamdan öte bir şey değildir. Birtakım kimseler, riyazat, havas, rukye, muska, uzlet ve benzeri bazı yollara başvurarak, ruh ilminin bazı garip olayları ile uğraşırlar ki, manyetizma, hipnotizma, fakirizm ve diğerleri bu cümleden şeylerdir. Sihrin en aldatıcı ve en tehlikelisi de budur.

3- Ervah-ı ardıye (cinler)den yardım görme yoluyla yapılan sihirdir ki, azâim ve cincilik dedikleri şey budur. Mutezile ve son devir filozoflarından bazıları cinleri inkâr etmişlerse de bunlar kısa görüşlü ve inkârda aceleci kimselerdir. Sanki kâinatta ruhanî ve cismanî hiçbir gizli kuvvet kalmamış da hepsi keşfedilmiş ve sınırları belirlenmiş gibi “cinlerin aslı yoktur” diye inkârı bastırmak, ilmî bir davranış olamaz. Bu inkârcıların bir kısmına “dünyada daha bilmediğimiz gizli kapaklı nice tabiat kuvveti vardır” deseniz, bunlar “evet” demekte tereddüt etmezler de aynı mânâda olmak üzere “cin vardır” deseniz, hemen inkâr ederler. Bunun için filozofların büyükleri cinleri inkâr etmemiş ve “ervah-ı ardıye” adıyla anmışlardır. Fakat bunlarla belli sebepler altında insanların ilişki ve bağlantı sağlayıp sağlayamayacakları ilmî bir şekilde tetkik edilip ortaya konmadan buna henüz hüküm verilemez. Lakin bundan dolayı bu yolla yapılan ve yapılacak sihirlerin varlığını inkâr değil, kabul etmek gerekir. Hatta bu günün ispirtizmacılarını bu cinlerden sayabiliriz. İşte sihrin en meşhurları buraya kadar saydığımız bu üç kısımdır.

 

4- Tahayyülât, yani gözü yanıltmak ve el çabukluğu denilen sihirlerdir ki, bunlara sihirden ziyade hokkabazlık ve şa’beze adı verilir. Bunun esası duyuları aldatmadır. Bu tıpkı vapurda ve trende giderken sahili hareket ediyor gibi görmeye benzer. Buna Arapça “ahız bil’uyûn”, bizim dilimizde de “göz bağcılık” denilir. Bununla beraber göz bağcılığın daha gizli birtakım ruhî etkiler ile de ilişkisi olabilir.

5- Hiyel-i sanâyi ile yapılan, aletlerden istifade ederek acaip şeyler göstermek sûretiyle ortaya konan sihirdir ki, Firavun’un sihirbazları böyle yapmışlardı. Rivayet olunduğuna göre, bunların ipleri, değnekleri civa ile doldurulmuş, altlarından ısı verilince veya güneşin etkisiyle ısınmaya başlayınca ısınan ipler ve değnekler hemen harekete geçip kaymaya ve yürümeye başlarmış.

Zamanımızda fen ve tekniğin gelişmesi, gerek mekanik, gerek elektronik açıdan bunlara birçok misaller vermeye elverişlidir.

Sinemalar bunun çok canlı bir misalidir. Bunların halk üzerindeki hayalî olan etkileri bir sihir tesirinden daha az değildir. Hele işin aslını bilmeyenler için…

6- Ecsam (cisimler) ve edviyenin, yani birtakım kimyasal maddelerin ve ilaçların kimyevî özelliklerinden yararlanarak yapılan sihirlerdir.

7- Ta’lik-i kalb (kalbi çelme) suretiyle yapılan sihirdir. Sihirbaz şarlatanlık yaparak, türlü türlü övünme ile kendini satarak, muhatabını kendine çeker, bir ümit veya korku altında onun kalbini çeler, kendine bağımlı kılar, duygu ve düşüncelerine etki ederek, telkin altına alır ve yapacağını yapar. “İsm-i azam duasını bilirim” der, “cin çağırırım” der, “kimya bilirim, simya bilirim” der, icabında hünerden, sanattan, paradan, kudretten, nüfuzdan, kerametten, ticaretten ve menfaatten bahseder, karşısındakini dolandırır. Telkin yoluyla kalpleri çelmenin işleri yürütmede, sırları gizlemede çok büyük tesiri vardır. En adisinden en maharetlisine kadar çeşitli dolandırıcılıklar hep buna bağlıdır. Sihrin öteki türlerinin etkili olması da aşağı yukarı sihirbazın bu
konudaki becerisine bağlıdır denilebilir.

8- Nemmamlık (koğuculuk), gammazlık (fitnecilik) gibi el altından yürütülen gizli fitne ve tezvirat; akla, hayale gelmez bozgunculuk, vasıtalı veya doğrudan tahrikler ve aldatmalar ile yapılan sihirdir ki, halk arasında en bol ve en yaygın kısmı da
budur.

Buraya kadar saydığımız sekiz kısım sihir, dönüp dolaşır iki esasta toplanır: Birincisi sırf yalan, dolan ve sadece saçmalama ve iğfal olan söz veya fiil ile etki yapan sihir, diğeri de az çok bir gerçeğin sû-i istimal edilmesiyle ortaya konan sihirdir.

 

Büyü ne zaman Helaldir?

Bir kadının kocasına yapmış olduğu sihir helaldir. Şöyle ki kadın kocası eve gelmeden, evindeki malzemelerden kocasının sevdiği yemeklerden hazırlar, evi pis kokulardan temizler ve güzel kokular sürer, güzel elbiselerini giyip, süslenip, kocasını bekler, kocası eve gelince güler yüzle ve tatlı bir dil ile kocasına iltifatta bulunup gönlünü hoş eder, istemese de kocası onu yatağa çağırdığında istiyormuş gibi davetine icabet eder, sabah namazından sonra yatmışlarsa erkenden kalkar sofrasını hazırlayıp kocasını tatlı bir lisan ile çağırır, kaldırır, giderken de yolcu eder, iltifatla bulunur ise bu muamelesi ile kocasını kendine meşhur etmiş olur.

İnsan ne kadar sert mizaçlı olursa olsun bu tür davranış ile karşısındakini yumuşatır. Atalarımız ne kadar güzel demişlerdir. “Tatlı söz yılanı deliğinden çıkarır.”

Kocasını kendisine bağlamak isteyen kadın sihrin bu çeşidine baş vursun muvaffak olacaktır. Aksinde ise, huzursuzluk ve ayrılık vardır.

 

Cifir Hesabı

Harflere verilen sayı değerleri ile geleceğe veya mazideki olaylara tarih düşürmek yahut isme dair işaretler çıkarmak ilmi. Ebced hesabına yakın bir ilmin adıdır. Kelime olarak; sütten kesilmiş oğlak veya kuzu derisi anlamında olan “çefr”den gelmektedir.

Şiîler arasında çıkmış, daha sonra bu kültürün etkisiyle tasavvufa yakın veya mutasavvıf bazı Sünnî âlimlerin de itibar ettiği bir hesap olmuştur. Şiîler, Kuran’ın batınına dair Hz. Ali’ nin bir tefsirinin bulunduğunu, bu tefsirin gizli ilimler ihtiva ettiğini ve içinde Ehl-i Beyt’ten olanlar için, kıyamete kadar gelecekte vukû bulacak dinî ve siyasî bütün olayların yazılı olduğuna inanırlar. Bazıları ise; Hz. Ali’nin değil de, Ca’fer es-Sadık’ın böyle bir kitabının bulunduğunu söylerler. Kitap, sütten kesilmiş oğlak ya da kuzu derisine yazılı olduğu için ona “cefr” denilmiştir. İbn Haldun, bu kitapla ilgili rivayetlerin asılsız olduğunu söyler.[1] Gerçekten, bu ilmin İslâm’da aslı yoktur. İmâmiyye, Ehl-i Beyt’in kazanılmış ilimler yanında Hz. Peygamber’den intikal eden Allah vergisi ilimlere de vakıf olduğuna “Peygamber (s.a.s.)’ın bu ilmi Ali’ye verdiğine; Ali’den de Hz. Hüseyin’e, ondan, oğlu Ali Zeynelâbidîn’e ondan Muhammed Bâkır’a, ondan da Ca’fer-i Sadık’a geçtiğine inanır. Bu ilme cifr ilmi diyorlar. Ca’fer-i Sadık’ın, cifri; “o, deriden bir kaptır; onda peygamberlerin ve İsrâiloğulları bilginlerinin bilgisi vardır” şeklinde tarif ettiği söylenir.”

Zamanla bu kitapta ayrı ayrı harfler rumuz gibi kullanılarak, bunlardan ahkâm çıkarma itikadı doğdu ve bu sûretle “İlmu’l-cefr” tabiri, “İlmu’l-Hurûf”manasına kullanılır oldu. Dolayısıyla cifr, sadece istikbale ait bir keşif iken, sonraları harflerin rumuz ve sayılarına dayanarak geleceğe dair hüküm çıkarmak demek olan. Hurufiliğe dönüşmüştür. Bu da harflere sayısal değerler atfetmek suretiyle istikbalden haber vermek usûlüdür. Ebced hesabı diye isimlendirilen bu ilme göre “ebced, hevvez, huttî, kelemen..” kelimelerinde ilk harfin değeri bir, ikinci harfin değeri iki… şeklinde onuncuya kadar harflerin değeri birer birer artırılır. Onuncu harften itibaren sırasıyla harfler onar onar arttırılır. Yüz değerini taşıyan harften itibaren de her harfin değeri yüzer yüzer artırılır. Böylece son harf bin değerindedir. Cifre ve gaybı bilmeye dair sahih bir dayanak yoktur.

Eğer buna dair ilmî bir dayanak olsaydı elbette gelişir ve herkes bunu öğrenirdi. Allah hiç kimseye gaybdan haber verme hususunda bir ilim ve yetenek vermemiştir. Yalnız, bazı peygamberlere ahiret, melekler ve cinlerle ilgili bilgiler bahşetmiştir ki bunlar vahiy ile sabittir, inanmak gerekir.

Araştırmacı ve titiz âlimler “Cümmel esâbı” diye de isimlendirilen cifr hesabına şiddetle karşı çıkmışlardır. İbn Hacer el-Askalânî, buna itimat etmenin caiz olmadığını söyler. İbn Abbâs’ın da, bu hesabı sihir cümlesinden saydığı nakledilmektedir.

Hacamat Tedavisi

Hacamat, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) sünneti, Cebrail (a.s.)’nin tüm müminlere tavsiyesidir.

Hacamat, tıkanıklıkların ve vücudun organlarına en fazla zararı verenmaddelerin toplandığı bölgelerde bulunan ince ve kılcal damarları tıkayan,hastalığa neden olan, pıhtı halindeki pis kanı vakumla dışarı alma işlemidir.Dolayısıyla hacamat ile kılcal damarlardaki tıkanıklıklar açılarak kandakipıhtılaşmış koyu siyah kan, gaz ve toksik maddeler dışarı atılır. Buna bağlıolarak hacamat yapılan bölgedeki organlara kan akışı düzenlenerek organınhastalığının düzelmesinde etkili olacak temiz ve düzenli kan dolaşımı sağlanmışolur.

Hacamat, deri altındaki birikmiş, damarda dolaşmayan, kan özelliğiniyitirmiş, zararlı ve biriktiği noktada ilgili organa zarar veren PİS KANINvücuttan dışarıya atılmasıdır. HACAMAT’la alınan kan, PIHTILAŞMIŞ yoğurt veyajöle kıvamında ve siyaha yakın koyu renklidir. Hacamatla sadece organlara zararveren, hastalık yapan, PIHTILAŞMIŞ siyaha yakın koyu renkli kan vücuttandışarıya atılır. Normal “kan verme”de ise vücudun kullandığı açık renklitemiz kan alınır.

Hacamat, eski Çin uygarlıklarında, Maya ve Aztek kültüründe, Almanya’da,İngiltere’de, Fransa’da, hemen hemen dünyanın her ülkesinde 1900’lü yıllarınbaşına kadar baş ağrısından diş ağrısına kadar her türlü hastalığın tedavisindeilk akla gelen tedavi yöntemi olarak uygulandı. Zamanla zengin ilaç firmalarınınher ülkede değişik lobicilik faaliyetleri sonucu İslam ülkeleri hariç hemen herülkede unutulmaya yüz tuttu. 1970’lerin başında ise özellikle ABD veİngiltere’de hatırı sayılır oranda Alternatif Tıb olarak tekrar gündeme geldi.

 

İslamiyet’te ise hacamat, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) “Miraç Gecesi”ndensonra daha da ehemmiyet kazanmıştır. Miraç gecesinde yanından geçtiği bir melekgrubunun Peygamber Efendimiz’e: (s.a.v.) “Ümmetine hacamatı emret!” diye söylediğiniAbdullah b. Abbâs (r.a) rivayet etmektedir.[1]

Ebu Kesbe el-Enmari (r.a.) anlatıyor: “Resûlullah, başından ve iki omuzuarasından hacamat olur ve: “Kim bu kandan akıtırsa, herhangi bir hastalık için,bir başka ilaçla tedavi olmasa da zarar görmez!” buyururdu.” [2]

Yine hacamat yaptırmanın önemi hakkında 30’dan fazla hadis-i şerif mevcuttur.İsteyenler, hadis kitaplarına göz atabilir.

 

Türkiye’de 1930’lu yıllarda hacamatın yasaklanması ile unutulmaya yüz tuttu.Son beş yıldır İlaçlardan fayda göremeyenler, son çare olarak başvurduklarıhacamat tedavisinden inanılmaz sonuçlar alınca, ülkemizde de hızla yayılmayabaşladı.

Hacamat tedavisi, yüksek tansiyondan migrene, nefis hastalıklarından strese,bel fıtığından, iltihaplı eklem romatizmasına, sedef hastalığından unutkanlığa,çocuklarda altına ıslatmaya kadar birçok hastalık tedavisinde başarılı olarakuygulanmaktadır. Hacamat hakkında araştırma yapmaktan kaçınan, tıp fakültesimezunlarımızın ne olduğunu bilmediği bu tedavi yöntemine ABD, İngiltere Almanya,Suudi Arabistan, Malezya, Mısır ve İran Tıp fakültelerinde bir çok araştırmalaryapılmaktadır.

Büyük Sufi (Tasavvuf Ehli, Derviş), aynı zamanda, vezir-i azamlık yapmış olan,Avrupa’da Avicenna diye bilineni adına hastahaneler ve tıp fakülteleri açılan,bizde ise sadece son 10 yılda adını korkarak telafuz ettiğimiz tıbbın dehası İbnSina Hazretleri, “Tıbbın Kanunu” adlı eserinde ve bir çok tıbbîyazılarında hacamat yaptırmanın faydalarına çok değinmiştir.

Hacamat ile Tedavi Edilebilen Hastalıklar

  1. Unutkanlık, hafıza zayıflığı, alzheimer, depresyon, konsantrasyon eksikliği (Kitap okurken düşünceyi toplayıp okuduğunu anlamama. Gözler, kitaptaki yazıları okur; fakat  kafa, başka hayal dünyasına gider ): Çocuk ve ergenlerde ve test sınavlarına hazırlananlarda sık rastlanır. Bu tür rahatsızlıkları genelde kulak arkası ve kafanın tam arka orta kısmından hacamat yapılır. Başlama noktalarını ve uygulama kombinasyonlarını iyi bilmek gerekir.
  2. Kronik yorgunluk, çok uyku isteği, halsizlik: Sırttan, karaciğer arkası, kahil ve kalp arkasından uygulanır. Daha ilk tedavide gözle görülür bir ilerleme ve rahatlama hissedilir. Vücuda enerji gelir. kombinasyonlu olarak diğer akupunktur enerji hatları da uyarılmak sureti ile çok zinde ve dinamik bedene sahip ve olursunuz. Ayrıca metabolizma hızlanır. Yaşlanma belirtileri ve kırışıklıklar, asgari düzeye iner. Bu konuda uzman olmayanların uygulamaları, yetersiz kalabilir. Her haccam, bu uygulamaları ve kombinasyonları bilmeyebilir.
  3. Tansiyon: Hangi noktadan yapılırsa yapılsın, yüksek tansiyon düşer ve dengelenir. Tedavi için en uygun bölge, kalp, kahil ve karaciğer bölgesidir. (Tansiyon için her zaman ilk başlangıç noktası yukarı nokta olmalıdır. Diyelim kafa sırt ve bacaktan hacamat olunacak. İlk kafa bölgesi halledilir sonra sırt bölgesine geçilir.)
  4. Baş ağrısı, migren ve sinuzit: Kulak arkası, kahil, sırt ve omuz başlarından yapılan uygulanır.
  5. Bel ve boyun fıtığı: Genelde ağrıyan bölgelerdeki pıhtılar temizlenir.Pıhtıların ve sinir sıkışması nerde olduğu anlaşılır. Tedaviye kuyruk sokumu üstü, sağ ve sol yanlardan başlanır. Bel fıtığı tedavisi, hacamatın en başarılı ve sık uygulandığı hastalıkların başında gelir. Mısır, Endonezya, ve İran’daki tıp fakültelerinde, hacamatla bel fıtığı tedavisi konusunda birçok araştırmalar yapılmıştır. Alının sonuçlar, çok etkileyici ve başarılıdır. Bu konuda kişisel tecrübelerimiz de aynı yöndedir.
  6. Kemik erimesi, kireçlenme, mantar, romatizma, iltihaplı eklem romatizması (Romotoid artis): Karaciğer arkası, kahil ve ağrıyan bölgelere özellikle diz kapağı ve baldırın dış kısımlarına yapılan uygulamalar, çok faydalıdır. Ağrılar, hemen geçer. Ama seanslar halinde tecrübeli haccam yardımıyla 4-5 seansta daha güzel ve kalıcı sonuçlar alınır.
  7. Hepatit B: karaciğer arkası, kalp arkası, sırttan ve omuz başlarından yapılır.
  8. Böbrek rahatsızlıkları: Sırtın böbrek hizası, sağ ayak topuğu, sağ ve sol ayak üstü
  9. Sedef, temre ve deri hastalıkları, kaşıntı, sivilce: Genelde zayıf immune bağışıklık sistemi olanlarda var olan deri hastalıklardır. Karaciğer arkası ve kahil en uygun başlangıç noktasıdır. Özellikle sedef ve variste 0 iyileşme garantisi yoktur; ama hiçbir yan etkisi de yoktur. Bunun yanında bir çok faydası vardır.
  10. Kanda demir, vitamin eksikliği, kanda yağlanma, şeker ve kolesterol: Bu alanda hiçbir bilimsel araştırmaya rastlamadık. Sadece kişisel tecrübelerimiz, şeker ve kolestrol rahatsızlığı ile gelenlere Hacamattan önce ve sonra ölçtürmesini istedik. Hacamatran önce yüksek çıkan kolesterol veya şeker değerleri, hacamattan hemen sonra değişmekte, 3 veya 4 seanslık bir hacamat tedavisinden sonra normale dönüşmektedir. Elimizdeki veriler, sadece “hacamat tedavisi” yaptıranların beyanlarıdır. Bilimsel, yazılı bir kanıt yoktur.
  11. Kalb rahatsızlıkları: Sırttan, kalp arkası ve kahil noktasından yapılır.
  12. Karaciğer rahatsızlıkları, yüksek kolesterol: Sırtdan karaciğer arkası, kahil ve omuz yanlarından yapılır. Karaciğer arkasından yapılan hacamat, bu pıtıların bir çoğunu temizlemede son derece başarılıdır.
  13. Gut, guatır, astım, nefes darlığı, bronşit: Ön kısımdan omuz başları, kalp arkası, ve kahilden yapılır.
  14. Hormonal rahatsızlıklar, yavaş metabolizma, aşırı kilo: Kalp, karaciğer arkası ve sırttan mide ile bağırsak arkasına gelen noktalardan yapılır. Aşırı yiyenleri Hacamatla zayıflatamayız, Sadece hormonal bozukluktan dolayı aşırı kilolu olanlara yardımcı olur hacamat tedavisi, Bu konuda, www.hacamat.info sitesindeki “hacamat ve Zayıflama” adlı sayfaya göz atabilirsiniz.
  15. Nefis hastalıkları, vesvese, şizofreni, panik atak vs, tik ve kekeleme: Sırttan kalp ve karaciğer arkası, kulak arkası ve kafa arkasındaki orta kısımdan uygulanır… Aşırı heyecanlı ve korkan kimselere uzun süren seanslar daha faydalı ve kesin sonuç verir. Depresif ilaç alanlarda daha ilk seansta çok büyük ve hissedilir bir rahatlama olur. Düzenli seanslardan sonra ilaç almalarına da gerek kalmayabilir. Tabiî ki buna doktor karar verir. Ama hasta da kendini bilir. (Ruh hastalığı diye bir şey yoktur. Rûh, hastalanmaz. Rûh, temiz ve paktır. Hasta olan, kişinin nefsidir)
  16. Büyü: Kulak arkası, en temel başlangıç noktasıdır.
  17. İktidarsızlık: Kuyruk sokumu ve omurilik orta noktalarına uygulanan tedavinin iyi geldiği tespit edilmiştir.
  18. Çocuklarda altına ıslatma: Kulak arkası, kahil ve sırttan kuyruk sokumu üstünden uygulanır…
  19. El ve ayak üşümesi: Bazı kimselerin el ve ayak parmakları, ister sıcak havada, ister soğuk havada daima çok üşür. Bu kişilerde el ve ayak parmakları, hep soğuktur, hiç ısınmaz. Bunun nedenini tam olarak bilmiyoruz. Ayrıca bu meşrep insanlarda diş hastalıkları daha erken yaşta başlayıp daha hızlı bir diş çürümesi olur. Kesin olmamakla beraber, sırttan, karaciğer arkası ve omuzdan yapılan hacamat, daha faydalı olur diye tecrübe ettik. Bu konuda hiç bir yerde bilimsel kaynak bulamadık.
  20. Vertigilo, egzema ve alaca hastalığı, ürtiker, kurdeşen, dabaz, kaşıntı, cüzzam: Bu tip hastalıklar, dermatolojiyi ilgilendiren deri rahatsızlığı olarak algılansa da; hastalık, genelde bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerde daha belirgindir. Bağışıklık sistemi zayıf olan bu kimselerde bu iki hastalığa daha sık rastlanır. Sırttan, karaciğer arkasından, kahilden ve omuz başlarından yapılan seans uygulamalar çok iyi sonuç verse de; 0 garanti hiç bir zaman yoktur. Bu hastalığa muzdarip olanlarda yine çok uyku ve zayıf bağışıklık sisteminden dolayı uykuya doyamama ya da uykudan yeterince faydalanama halleri, çok sık görülür. Fakat her hasta, belirli oranda fayda ve iyileşme görür. Halk dilinde “temre” denilen benzer kaşıntılı olan hastalık da benzer şekildedir.
  21. Nöroljik Hastalıklar: parkinson, uyku bozuklukları, siyatik ağrılar, beyin damar hastalıkları (İnme), yüz felci gibi hastalıklar konusunda hacamat tedavisi ile tedavi edilebilir veya yardımcı olur diye hiçbir bilimsel bulgu veya araştırma yoktur. Hastadan hastaya fark göstermekle beraber çok az da faydasını görenler olmasına rağmen; bu bulgu, kişisel tecrübemizdir. Bu tür rahatsızlığı olan hastalara daha dikkatli ve özenle hacamat yapılır. Hiçbir yan etkisi olmadığı için bu konuda ehil uzman kişilerin yardımını almanızda fayda olabilir. Tekrar etmekte fayda var. Bu tür rahatsızlıklar, ileri derecede olan bu rahatsızlıkların iyileşme oranı şimdilik düşüktür. Ama mutlaka az da olsa faydasını hasta görür.[3]