Etiket arşivi: aşk bağlama

Aşık Etme Büyüsü Nedir, Nasıl Yapılır?

Aşık Etme Büyüsü Nedir, Nasıl Yapılır?

Aşk büyüsü tarzı büyüler genellikle karşılıksız aşıklar tarafından yapılmaktadır. Karşılıksız aşk birçok kişiyi bu tarz büyülere yöneltmektedir. aşk büyüsü genellikle medyumlar tarafından yapılan ve birçok kez işe yaradığı görülmüş olan büyülerden bir tanesidir. Bir medyum ile çalışmak istemeyenler içinde birçok büyü yöntemi bulunmaktadır. Bu tarz aşk büyüleri evdeki imkânlar ile kolaylıkla yapılmaktadır. Bu büyülerin işe yararlığı kişiye göre değişiklik göstermektedir. Büyünün amacı karşı tarafın farkında olmadan büyü yapan kişiye aşık olmasıdır. Bu noktada karşı tarafın gördüğü rüyalar oldukça etkili olmaktadır.

Aşk büyüsü nasıl yapılır?

Aşk büyüsü için birçok farklı yöntem kullanılmaktadır. Her medyumun kendine özgü bir yöntemi bulunmaktadır. Fakat büyü evde yapılacak ise en popüler olanı mumla yapılan aşk büyüsü olmaktadır. Mumlarla yapılan bu büyünün etkili olduğu birçok kişi tarafında düşünülmektedir. Bunun için ilk olarak doğru renkte olan mum rengi seçilmelidir. Her renk farklı bir isteği simgelemektedir. Aşk büyüsü yapılacak ise tercih edilmesi gereken renk kırmızı olmaktadır. Alınan kırmızı mumun üzerine partnerin isminin yazılması gerekmektedir. Fakat bu noktada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta ismin Arapça olarak yazılmasıdır. Daha sonra her gün belirli sürelerde dualar ile yakılan bu mum eriyene kadar kullanılmalıdır. Geriye kalan parçalar ise güvenli bir yere gömülmelidir. Bu sayede aşk büyüsü yapılmış olmaktadır. Geriye kalan tek şey beklemektir. Büyü işe yaramış ise yeni bir ilişkiye başlanması muhtemeldir.

Bağlama büyüsü

Bağlama büyüsü aşık etme büyüsü ile benzerlik gösteren büyüler arasındadır. Bu büyünün yapımı sonucu karşı taraftan bir bağlılık görülmesi son derece mümkün olmaktadır. Bağlama büyüsü diğer büyülere oranla biraz daha profesyonellik isteyen bir büyüdür. Fakat evde uygulanması da mümkündür. Evde yapılacak büyülerin sonucunun garanti olup olmayacağı henüz bilinmemektedir. Bu sebeple bir uzmandan yardım alınması çok daha doğru olacaktır. Evde yapılacak bağlama büyüsü için gerekli olan ilk şey rengârenk iplerdir.

Toplamda 7 adet olması gereken bu ipler her seferinde Ayetel Kürsinin okunması ile birlikte düğümlenmelidir. Bu işlem 7 kez devam etmelidir. Tek tek düğümlenen bu ipler daha sonra birlikte düğümlenmelidir. Bunun içinde gene her seferinde Ayetel Kürsinin okunması gerekmektedir. Tüm bu işlemlerin sonunda ortaya çıkan düğümlü ip bir toprağa gömülmelidir. Bu aşamadan sonra yapılması gereken tek şey sonuç almayı beklemektir. Büyünün başarısı kişinin yapımına ve hata yapıp yapmadığına göre değişiklik göstermektedir.

Geri döndürme büyüsü nedir, nasıl yapılır?

            Geri döndürme büyüsü aşık etme büyüsünden farklı olarak bu sefer zaten var olan bir ilişkide oluşan problemlere bağlı olarak ortaya çıkmıştır. Geri döndürme büyüsünde amaç ilişkiden uzaklaşmış olan partnerin geri döndürülmeye çalışılmasıdır. Bunun için yapılacak olan büyü biraz daha farklı olmaktadır. Geri döndürme büyüsü için yapılması gereken ilk şey bir medyum yardımı alınmasıdır. Geri döndürme büyüsü kişiye özel olarak yapılan özel bir büyüdür. Bu büyünün başarılı olabilmesi için profesyonel bir medyumdan yardım alınması çok daha doğru olacaktır.

Geri döndürme büyüsü yaptırmadan önce dikkat edilmesi gereken bazı noktalar bulunmaktadır. Bu noktalardan en önemlisi ayrılık süresi ile alakalı olmaktadır. Ayrılık süresinin uzaması büyünün işe yarama olasılığını düşürecektir. Bu sebeple net bir karar verildiğinde kesinlikle beklenmemeli ve kısa süre içerisinde bir profesyonelden yardım alınmalıdır. Büyünün işe yaraması durumunda partner ile yeni bir ilişkiye başlanması mümkün olmaktadır.

Cin Peri Musallatı

Alemde sadece genel olarak bilinen cin peri ve ifritler yoktur. Çok daha fazla sayıda, kimilerinin ismini bile duymadığı pek çok ruhani çeşidi vardır. İfrit cazı dev hadim hüddam  bunların başında gelenlerdendir. Şunu da konusu gelmişken belirteyim periler cinlerin dişileri değildirler.

Ayrıca Müslüman cinlerin zarar vermediği iddiası da çok yanlıştır. Rukye ile tedavi yapanlar bilirler ki en kolay alınan cin musallatları, Müslüman cinlerin olduğu musallatlardır. Kafir cinlerin çıkarılması daha zordur.  Çevrenize bir bakarsanız, zarar gördüklerinize dinlerine baktığınız zaman ne demek istediğim anlaşılacaktır. Nasıl her Müslüman yada müslümanım diyen insan evliya değilse, bu durum ruhaniler için ayndır. Cin Peri Musallatı yazısına devam et

Incoming search terms:

  • cinci hocalar istanbul
  • tilsimat şeytanları yakan öldüren dua

Koruma Muskası

Kaza ve belalardan korunmak için yada büyü sihir bağlılık nazar gibi kötü etkenlerden, cin peri gibi ruhanilerin zararlarından korunmak için yazılır. Bunların içinde düşman şerlerinden korunmak bıçak kurşun gibi harp ve delici aletlerin zararlarından korunmak için, vede akrep yılan gibi zehirli yada yırtıcı hayvanların şerrinden muhafaza olmak için gerekli vesile oluşturulabilir.

Koruma denince çok geniş bir kavram oluşabileceği için sayısız özel koruma tılsımı olabilir. Doğal afetlerden korunma köpekten korunma yıldırım çarpmasından korunma gibi akla hayale gelebilecek pek çok konuda ayrı ayrı koruma görebilirsiniz. Bazen bu korumaların görevlileri gelerek vesile olurken bazen korumadaki yazıların kendine has özelliklerinden dolayı korunma sağlanır.

Yani bazı kişilerin iddia ettiği gibi bazı ruhaniler geldiği zaman muskayı tılsımı yada vefki vs… nin içinde olanı okuyup ta vazgeçtiği olayı çok eksik bir bilgidir. Hastalıklardan korunmak yada erkek yada bayanların şerlerinden korunmak gibi koruma çeşitleride mevcuttur.

Incoming search terms:

  • ankarada cinci hoca
  • ankarada hoca

Sözümden Çıkmasın Diyorsan

İtaat için olan tılsımların ortak özellikleri hedef kitleyi kişinin isteklerine boyun eğmesini sağlamak için vesile olabilmesidir. Bu itaatten kasıt bazen cinler ve benzeri varlıklardır. Bazen ise büyüklerin yada eşlerin veya sizinle konuşan kişilerin itaat etmesini sağlamaktır.

İtaat mühürleri tılsımları haliyle insanları köle edecek değildir. Fakat bazı insanlara dikkat edilirse yalan bile söylese başkaları ona karşı pek bir şey diyemez. Haklı olsa bile karşısındaki susmak zorunda kalır. Normal yapısı buna müsait olmayan insanlarda dahildir. Muhatap olduğunuz kişilerin size karşı çıkmaması istendiği zaman bu tılsım türlerine müracaat olunur. Hatta hayvanların itaat etmesi için bile kullanılan tılsımlar vardır.

Hocamızdan Açıklama

Müslüman, dünya hayatında kendisine tayin olunan yazgısını tevekkülle, sabırla ve metanetleAllah’ın takdiri olduğunu bilerek yaşarsa, hem inancını yüceltmiş hem de kendi değerini arttırmış olur. Ancak; maalesef yaşadığımız dünyada bir çoğumuz dürüst ve sağlam bir inanca sahip değil. Kimse bir diğerinin başarısını, daha iyi yerlere gelmesini ve mutluluğunu kabullenemiyor. Bu düşüncelerden hareket ederek de en yakın dostunu, arkadaşını, ailesinden birini veya düşmanı olduğu düşündüğü kimseleri, BÜYÜ yaptırarak, ilerleyip kendinden daha iyi konuma gelmemesi amacıyla engelliyor. Toplumumuzda bu KISMETİ KAPALILIĞI veya KISMETİ KESİLMEK olarak tabir ediliyor. Kazanç kapısının bir anda kapanması, kazancın azalması, daha önceden kendisine nasip olan bir şeyin artık nasip olmaması, tuttuğu dalın kuruması, gibi sonuçlar doğuruyor. Yaradan yarattığı kulunun kısmetini kapatır mı? Bu düşünülemez… Ancak; bu gibi durumlar haset ve çekememezlik gibi düşüncelerle insanlara büyü veya benzeri etkilemeler vasıtasıyla yapılıyor.

Yaratılanların hepsinin kısmeti açıktır. Bir takım insanlar kısmet açmanın insanların yazgısının değiştirmek olduğunu düşünüyor. Allah onların günahlarını affetsin. Gerçekte KISMET AÇMA kişinin bilmeden kendisinin veya bir başkası tarafından bilinçli olarak önüne koyduğu engellerin kaldırılması işlemidir. Kısmet Açma, duaların desteğiyle olduğu gibi ileri boyuttaki problemlerde uzman bir kişinin desteğini almak daha doğru olur.

Ailesinin rızkını kazanmak amacıyla ticaret, hizmet, üretim gibi işlerle uğraşan ya da ücretli olarak çalışan kişilerin, bu çalışmalarının ürünü olan başarıyı yakalama konusunda zorlanmalarının nedenlerinden biriside iş kısmetinin kapanmış olmasıdır. İş kısmeti durduk yerde kendiliğinden kapanmaz. Rakipler, arkadaşlar, akrabalar gibi çekemeyen kişiler tarafından kişinin etkilenmesi halinde oluşabilecek bir durumdur. İş kısmetinin açılması ve bu durumdaki kişilerin üzerindeki etkilerin kaldırılması hakkında detaylı bilgi için lütfen iletişime geçiniz.

Günlük hayatta çoğu zaman seçimlerle karşı karşıya kalırsınız. Bir olayın, tercihin, beklentinin ya da sürprizin hep başka insanlara uğradığını görür ve bu durumdan hep şikâyet edersiniz. Bu konuda “Ben olmalıydım!”“Ben bunu hak etmiştim!” ya da “Neden ben değil!” şeklinde sızlanmalarla geçiştirme yolunu seçersiniz. Oysa bu konuda kendinizde bir negatiflik olabileceğini görmezden gelir ve bunu kabullenmek istemezsiniz. Üzerinizde gerçekten negatif enerji yüklü olabilir. Negatif enerjiden kurtularak kendinizi bu şanslı gruba dahil edebilirsiniz.

İş hayatında her şey tamam olduğu halde işleri bir türlü yolunda gitmeyen, şanssız olduğunu ve hep olumsuzlukların kendini bulduğunu düşünen kişilerde “KISMET KAPAMA BÜYÜSÜ” yapılmış olma ihtimali oldukça büyüktür.

Bu konuda daha detaylı bilgi almak için lütfen arayınız.

Kişiye özel olarak yapılan bu çalışmada, kişi hakkında ön bilgiler alınır ve Esmâ-ûl Hüsna’lar, Ayet-i Kerimelerden destek alınarak kişinin önündeki engeller tespit edilir. Bu tespitin sonrasında kişinin içinde bulunduğu duruma göre VEFK hazırlanmaya başlanır. Sonrasında kişinin bu rahatsızlıktan kurtulması amacıyla üzerinde taşıdığı Vefk ve okuduğu dualarla oluşturduğu pozitif enerji sayesinde, içinde bulunduğu sıkıntı ve engelleri kalkmaya başlar.

Birçok kişi kısmetinin kapalı olduğunun farkında değildir. Gerçekte hedeflediği yere varabilmesi için önünde hiç bir engel yokken, anlaşılamayan bir nedenle yapmak istedikleri gerçekleşmez, olumsuz sonuçlanır. Uygulamanın başarıya ulaşması öncelikle Cenab-ı Hakk’ın iznine, sonrasında bizlerin gayreti, sizlerin inancına bağlıdır. Burada çalışması gereken sadece biz değil, aslen bizden sonra sizlerin çalışmasıdır.

Detaylı bilgi için lütfen iletişime geçiniz.

En Etkili Aşk Büyüsü

Eski zamanlardan itibaren uygulanmakta olan aşk büyüleri vardır.

Çeşitli toplumlarda medyumlar; aşk büyülerini yazılı tılsımlar, özel ritüeller, adaklar, tütsüler, özel dualar gibi çeşitli uygulamalar kullanarak yaparlar.

Sonuç alınabilmesi için çalışmanın enerjisi yüksek bu konularda eğitim ve tecrübe edinmiş medyum hoca tarafından yapılması gereklidir, tam olarak yapılıp uygulanmayan bir aşk büyüsünden sonuç alınamayacağı gibi tam ters kötü sonuçlarda alınabilir . En iyi Medyum tarafından yapılan aşk tılsımı uygulaması hem hızlı hemde kalıcı sonuç verir.

Bu yüzden aşk büyüsünü kulaktan dolma bilgilerle kendi kendinize yapmaya çalışmayın. Duyduğunuz ya da okuduğunuz aşk büyülerini kendi başınıza uygulayıp başarılı olmanız mümkün değildir. En iyi ihtimalle sonuç hayal kırıklığı olacaktır.

Medyum Bursa

 

İletişim kurabilmeniz için ”İLETİŞİM” sayfasını okuyup oradaki bilgilerle beni arayabilir veya mail atabilirsiniz. 

Bursa’da kısmet açan büyü bozan aşk büyüsü yapan bağlama büyüsü yapan ve bozan medyumlar hocalar papaz büyüsü bozan cin çıkaran. Bu ilimizde veya ilçelerinde köylerinde yaşıyorsanız, yardıma ihtiyacınız varsa benimle iletişime geçiniz. İnternette o kadar çok medyumum hocayım diyen kişi ve site varken eğer bana ulaştıysanız, inanın çok şanslısınız. Medyumlar hocalar ile ilgili kötü tecrübeler edinmemek ve başınızın yanmaması için beni arayın.

Bu şehrimiz, ülkemizin dünyaca ünlü şehirlerindendir. Tarihi doğası oldukça büyüleyici ve etkileyicidir. Büyük şehirlerimizden biri olan bu güzel memleket bir dönem Osmalı’nın başkenti idi. Evliyalar diyarı, tarihi abideler şehri, doğal güzellikleri ve binlerce senedir bilinen şifalı kaplıcaları vardır. Büyük şehirlerimizden birisidir. Bu nedenle sanayisi de oldukça büyüktür. Ankara İzmir İstanbul illerinin ortalarında bir konumda yer alır. Birçok evliyanın bulunduğu için türbe ziyareti denilince ilk akla gelecek yerlerden biridir. Uludağ ise kış sezonunda Türkiyenin en büyük kayak merkezi konumundadır. Belediye olarak ilk kalite belgesine sahip olan yerimizdir.

Bilecik Balıkesir Kütahya Yalova Sakarya Kocaeli İstanbul ile çevrilidir.. Marmara denizi ise ayrı bir güzellik katar. Bu güzel ilimizin ilçeleri şunlardır.

Büyükorhan
Gemlik
Gürsu
Harmancık
İnegöl
İznik
Karacabey
Keles
Kestel
Mudanya
Mustafakemalpaşa
Nilüfer
Orhaneli
Orhangazi
Osmangazi
Yenişehir
Yıldırım

Medyum hocalar ile ilgili bir sorununuz olursa mutlaka arayın. Büyü bozma kısmet açma aşk büyüsü bağlama büyüsü yapma bozma cin musallatı tedavisi Bursa aşk bağlama papaz büyüsü bozma. Türkiye’nin her neresinde olursanız olun hiç önemli değil. Mutlaka iletişime geçiniz.

Bu ilimizde yaşıyorsanız ve büyüye maruz kaldıysanız, sevdiğinizden ayrıldıysanız, eşiniz sizi terk etti ya da başkalarıyla aldatıyorsa beni arayın. Sadece bunlar değil, ruhani sıkıntılar bunalımlar marazla, terslikler aksilikler şanssızlıklar bütün olumsuzluklar ve negatiflikler sizi bulabilir. Bu genel olarak büyü yapılmış kişiler ve cin çarpması olan kişilerde görülür. Güzel görünmek istiyorsanız şirinlik muskası tam size göre. Başarılı olmak istiyorsanız yapılacak olan başarı vefki sizlere yardımcı olacaktır. Karı koca arası geçim huzur gelmesi, kavgaların son bulmasını istiyorsanız yine bu konuyla ilgili pek çok etkili çalışma yapıyorum. Eşinizi sevgilinizi elinizden alan diğer bir şahıs var ise, soğutma büyüsü dediğimiz ayırma uzaklaştırma çalışmaları, yalnıza şeriatın izin vereceği durumlar için yapılabilir.

Bulunduğum ilden başka ilde olmanız, uzakta olmanız yapılacak olan çalışmaları etkilemez. Bursa‘da etkili bağlama büyüsü yapan hocalar ve etkili aşk büyüsü yapan medyumlar, içinde başvuracağınız birini aramayın. Yardım isteyecekseniz Medyum Kurtarıcı size yeter, cin musallatı tedavisibüyü bozmak, evlilik büyüsü ruhi bunalımlar ve manevi hastalıklardan marazlardan kurtulmak ve ailede sevgi ve mutluluk ve eşleri birbirine bağlamak için arayın. Evlendirme büyüsübüyü bozma, şirinlik vefkiiçin ilk aklınıza gelen yine ben olayım. Başarı, kısmet açma bereket talih, evlendirme büyüsü, terk eden giden karı kocayı getirme döndürme büyüsü, aile içi saadet ve mutluluk için bağlantıya geçin. Bağlama büyüleri, aşk tılsımı, evlilik büyüsü, kapalı kısmeti açma, yapılan büyüyü bozmak ve nice sorunlarınız için arayabilirsiniz.

 Bursa‘lı medyumlar aradığınızda size yardımcı olacak birini bulmakta zorlanabilirsiniz. Eğer böyle bir durumdaysanız Bursa‘daki medyumları arıyorsanız, bize her yerden ulaşabilirsiniz. Aşk büyüleri yapan medyumlar, kısmet açan hocalarBursa‘lı bağlama büyüsü bozan hocalar arıyorsanız, aşk büyüsü bozan medyumlarkimlerdir diye merak ediyorsanız arayın. Bana ulaşmak ve benden hizmet almak oldukça kolaydır. Bağlama büyüsü Bursa içinde yaptırmak için arayıp bulup çalışma yaptırıp başarısız neticeler almış olabilirsiniz. Aşk büyüsü Bursa içinde yine böyle zor durumlarla karşılaşabilirsiniz. Bursa‘daki büyü bozan hocalar arasanız yine aynı zorluklar ile karşılaşmayacak mısınız? Aşk büyüsü yapan medyumlar, bağlama büyüsü yapan hocalar, büyü bozan medyumlar, cin çarpması, aşk vefkleri tılsımlarıPapaz büyüsü bozma, bağlama tılsımları vefkleri duaları muskaları için beni aramanız yeterli.  Karı koca arası barıştırma, eşler arası arası bağlama yapan medyumlar için hocalar, evlilik büyüsü yapan hocalar. Büyü bozma, kısmet açma, cin çarpması, aşk büyüleri, bağlama büyüleri vefkler tılsımlar dualar ayetler ve papaz büyüsü bozan hocalar medyumlar. Bu vilayette olup ta, her hangi bir derdiniz olursa, çaresi için mutlaka arayın. Bursa medyumlar hocalar dertlerinize çare olamadıysa, en kısa zaman iletişime geçin.

Aşk büyüsü yapan medyumlarbağlama büyüsü yapan hocalar, büyü bozan medyumlar, cin çarpması, aşk vefkleri tılsımları. Papaz büyüsü bozma, bağlama tılsımları vefkleri duaları muskaları için beni aramanız yeterli.  Karı koca arası barıştırma, eşler arası bağlama yapan medyumlar için hocalar, evlilik büyüsü yapan hocalar. Büyü bozma, kısmet açma, cin çarpması, aşk büyüleri, bağlama büyüleri vefkler tılsımlar dualar ayetler ve papaz büyüsü bozan hocalar medyumlar. Bu vilayette olup ta, her hangi bir derdiniz olursa, çaresi için mutlaka arayın. Bursa medyumlar hocalar dertlerinize çare olamadıysa, en kısa zaman iletişime geçin. Aşk bağlama kilit canbar voodoo (vudu) odkara nohut bakla çiriş soğutma uzaklaştırma ayırma domuz mezar kabir sabun domuz yağı papaz büyüsü bozmak için medyum hocanız ile iletişime geçin. Bununla birlikte sevgilileri ayırma büyüsü veya karı koca arası ayırmak için yapılan çok çeşitli büyüler vardır. Mezar büyüsü bozmak için arayınız. Kabir büyüsü bozmak içinde mezara kabire gömülen büyüyü bulmak çıkarmak şart değildir. Bursa içinde mezarda veya başka yerde bulunan büyüler, uzaktan da manevi olarak tesirsiz hale getirilip bozulabilir. En çok kullanılanlardan biride kötülük büyüsü denilen, insanlara ve insanlığa hiçbir faydası olmayan çeşitleri vardır. Başta domuz büyüsü çok kullanılır. Domuz büyüsü bozmak için yine arayınız. Özellikle domuz yağı sürme şeklinde yapılır. Domuz yağı büyüsü bozmak için yine ulaşabileceğiniz en iyi çözüm bendedir. Yine sadece kötülük için kullanılan sabun büyüsü vardır. Sabun büyüleri ile istenilen kişi sabun gibi erir zayıflar ve ölmesi hedeflenir. Sabun büyüsü bozmak için yine en doğru adres burasıdır. Kısmet kapama büyüsü bozmak için de en doğru yerdesiniz. Özellikle düğüm büyüsü ve kilit büyüsü ile çokça yapılır. Kısmet kapanır. Nasip kısmet açmak için uğraşırken bu konuyu da dikkate almak lazım. Kilit büyüsü bozmak için çeşitli nesnelerden de faydalanmak mümkündür. Düğüm büyüsü bozmak için de çeşitli materyallerden faydalanmak mümkündür.  Bunun için iplik büyüsü yapılırken kullanılan çeşitli iplerden de faydalanılabilir. İplik büyüsü bozmak için yegâne tek adres burasıdır. Peki, Bursa büyücüler mi arıyorsunuz. Boşuna büyücüler arayıp kendinizi günaha sokmayın. Çünkü aşk büyüsü yapan büyücüler benden daha etkili işlem yapamaz. Veya bağlama büyüsü yapan büyücüler de aynı kapsamdadır. Onlar şeytanın istediğini yapabilir. Kendilerini de sizi de günaha sokarlar. Bende durum ise tam tersidir. Şeytanlar benim istediğimi yapmak zorundadır. Bu nedenle şeytan musallatı olmuşsa, şeytan çarpması için de mutlaka beni arayın. Ben onları çarpayım da siz rahat edin. Bundan sonra şeytanlardan korunma yolları ile sizi koruma altına alayım. Ölüm ayırma soğutma iplik düğüm sabun domuz yağı mezar kabir kilit büyüsü gibi şer işlerle uğraşanlardan uzak durun. Emin olun ki, zararlı çıkan siz olursunuz.

a

Ledun İlmi

İlm-i Ledün

Ledün ilmi veya ilm-i ledün, okuyarak öğrenilmez. Allahü teâlânın ihsanı ile kalbe ilham edilen, ilahi sırlara ait bilgilerdir. Görünüşte, akla ve nakle zıt gelebilir. İlm-i ledün sahibi olanlar, hadiselerdeki gizli sırları ve hikmetleri bilir. Kur’an-ı kerimde, (Kehf) suresinde bu husus açıkça bildirilmiştir.

Her kelimenin tek manası olmaz. Bâtın kelimesi de öyledir. Bâtın esma-i hüsnadan, yani Allahü teâlânın isimlerindendir. Kur’an-ı kerimde mealen, (O evveldir, âhirdir, zâhirdir ve bâtındır, O, her şeyi bilendir) buyuruluyor. (Hadid 3)
Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki:
(Din bilgisi iki kısımdır: 1- Kalbde olan faydalı ilimler. 2- Dil ile anlatılan zahiri ilimler.) [Hatib, Süyuti]

(Elbette Kur’anın zahiri ve bâtıni manası vardır.) [İbni Hibban]

(Bâtın ilmi, Allahü teâlânın esrarından bir sır, hikmetlerinden bir hükümdür. Allah onu kullarından dilediğinin kalbine bırakır.) [Deylemi, Süyuti, Münavi]

(Zahir ve bâtın ilminde âlim olanlar, enbiyanın vârisleridirler.) [M. Nasihat]
(Öyle ilimler vardır ki, çok gizlidir. Bunları, ancak marifet sahipleri bilir.) [M. Nasihat]

Taha suresinin (Rabbim ilmimi arttır de) mealindeki 114. âyeti, bâtın ilminin artmasını istemek olduğu tefsirlerde bildirilmektedir.

Abdülgani Nablusi hazretleri buyuruyor ki:
İmam-ı Malik buyurdu ki:
(İlmi zahire malik olan, ilmi bâtına kavuşabilir. Zahir bilgisi olan kimse, ilmi ile amel ederse, Allahü teala, ona bâtın bilgisi ihsan eder.)

Ali bin Muhammed Vefanın ârifane sözlerine şaşırıp kalan imam-ı Ömer Bülkini, bunları nereden öğrendin deyince, Bekara suresindeki, (Allah’tan korkun! Allahü teâlâ, kendinden korkanlara bilmediklerini öğretir) mealindeki 282. âyeti okudu.

Ebu Talibi Mekki buyurdu ki:
(İlm-i zahir ile ilm-i bâtın, birbirlerinden ayrılmazlar. Beden ile kalbin birlikte bulunması gibidirler. Bâtın ilimleri, arifin kalbinden kalblere akar.)

(Âlimler, Peygamberlerin vârisleridir) hadis-i şerifi ile bildirilen âlimler, bildikleri ile amel eden, takva sahibi olan, Peygamberlerdeki ilimlerin hepsine kavuşan hakiki âlimlerdir.

İmam-ı Münavi, imam-ı Gazali’den naklen bildiriyor ki:
Ahiret bilgisi iki türlüdür:
Biri keşifle hasıl olur. Buna İlmi mükaşefe [İlmi bâtın] denir. Bütün ilimler, bu ilme kavuşmak için sebeplerdir. İkincisi İlmi muameledir. İlmi bâtından nasibi olmayanın imansız gitmesinden korkulur. Bundan nasip almanın en aşağısı, bu ilme inanmaktır. Bid’at ehline bâtın ilmi nasip olmaz. Bâtın bilgisi, temiz kalblerde hasıl olan bir nurdur. (Öyle ilimler vardır ki, çok gizlidirler. Bunları, ancak marifet sahipleri bilir) hadis-i şerifi, bâtın ilimlerini göstermektedir. Allahü teâlânın emir ve yasaklarını doğru yapabilmek için herkese lazım olan İlmi hâl bilgileri öğrenilip amel edilince, ilmi bâtın hasıl olabilir. (Hadika)

Kur’an-ı kerimden iki kıssa
Abdülgani Nablusi hazretleri buyuruyor ki:
İlmi bâtından habersiz olanlar, tasavvuf kitaplarını okuyunca, âriflerin sözlerini küfür ve sapıklık sanıyorlar. Anlamadıkları marifet bilgilerine inanmıyorlar. İbni Arabi, Abdülkadir Geylani, Mevlana Celaleddin Rumi, Seyyid Ahmed Bedevi, imam-ı Şarani ve imam-ı Busayri gibi tasavvuf büyüklerine dil uzatıyorlar. Bâtın bilgilerine inanmayan Muhammed aleyhisselamın dininin sırlarına inanmamış olur. Böyle kimseye bid’at ehli ve sapık denir. (Hadika)

Süleyman aleyhisselam, “Sebe Melikesinin tahtını bana kim getirebilir?” dedi. Cinlerden bir ifrit: “Sen yerinden kalkmadan önce, onu getiririm, buna gücüm yeter” dedi. İlmi ledün [ilmi bâtın] sahibiolan vezir Asaf bin Berhiya ise, “Gözünü açıp kapamadan ben onu sana getiririm” dedi ve bir andagetirdi. (Neml 38-40)

[Vezir de, cin de peygamber değildi. Vezir bu işi kerametle yapmıştı. Cin müslüman ise kerametle, kâfir ise sihirle yapacaktı.]

Kehf suresinde ledün [bâtın] ilmi hakkında bahsedilen kıssa özetle şöyledir:
Hz. Musa, “Ya Rabbi, bâtın ilmini bilen zatı nerede bulurum?” diye sordu. Allahü teâlâ da, “Ya Musa, yola çık, çantana koyduğun balık canlanıp denize gittiği yerde, onu bulursun” buyurdu.
Hz. Musa, Hz. Yuşa ile yola çıktı. Bir pınarın yanına geldiler. Bu pınar âb-ı hayat idi. Bu suya dokunan ölü canlanırdı. Bu sudan bir damla balığa değince, balık canlanıp denize gitti.

Hz. Musa, denilen yerdeki zatı görüp ona, “Bana bâtın ilmini öğretir misin?” dedi. O zat, “Allahü teâlânın bana öğrettiği ilmin hepsini sen bilmezsin. Bu yüzden de yaptıklarıma sabredemezsin” dedi. Hz. Musa, “İnşallah beni sabredenlerden bulursun” dedi. O zat, “Ya Musa, tuhafına gitse de, yaptıklarımdan bana bir şey sormayacaksın” dedi.

O zat, ücretsiz bindikleri gemiyi delince, günahsız çocuğu öldürünce ve bir duvarı ücretsiz yapınca Hz. Musa sebebini sordu. O zat, “Gemiciler on kardeşti. Geminin kazancı ile geçiniyorlardı. Bir derebeyi, sağlam gemileri gasp ediyordu. Bu geminin arızalı olduğunu duyunca almaktan vazgeçecekti. Biz de iyiliğe iyilik ettik. Günahsız çocuğun ana babası salih idi. Çocuk büyüyünce, küfre zorlayıp ana babasına zulüm ve işkence edecekti. Bunun yerine neslinden 70 peygamber meydana gelecek hayırlı bir evlat vermesi için dua ettim. Doğrulttuğum duvar, yetimlere aitti. Babaları duvarın altına bir hazine saklamıştı. Duvarı düzeltmeseydim, yıkılıp hazine meydana çıkacak, başkaları alacaktı. Yetimlere de bir iyilik etmiş olduk.

Musa aleyhisselama ilm-i bâtından bahseden o zatın evliyadan Hz. Hızır olduğu bildirilmiştir.
Kur’an-ı kerimdeki bu iki kıssa, bâtın ilmine sahip keramet ehlinin bulunduğunu açıkça bildirmektedir.
İlm-i bâtın, ilm-i zahirden ayrılmaz. Her ikisine kavuşanlara, Ulema-i rasihin denir.

Hz. Ebu Hüreyre, (Resulullahtan iki ilim aldım. Birisini size bildirdim. İkincisini bildirmedim, çünkü anlayamazsınız) dedi. Birincisi, İlm-i zahir,ikincisi İlm-i bâtın’dır. Bunu ancak, evliya ve sıddıklar bilir.
İlim sıfatı Allah’a ait bir sıfattır. Alîm olan, her şeyi kayıtsız şartsız bilen, ilm-i gaybı ve şehadeti ile bütün kâinatı kuşatan ve ilmi sonsuz olan Allah’tır. Kur’ân bildiriyor ki: “Gaybın anahtarları O’nun katındadır. Onları ancak Allah bilir. Karada ve denizde ne varsa Allah bilir. Düşen hiçbir yaprak yoktur ki, Allah onu bilmesin. Yerin karanlıklarında hiçbir dâne yoktur ki, Allah onu bilmesin. Yaş ve kuru hiçbir şey yoktur ki, -apaçık bir kitapta bulunur- Allah onu bilmesin.”1

İnsanın bilgisi, Allah’ın sonsuz ilmi yanında hiç mesabesindedir. İnsanlar ancak Allah’ın bildirdiği kadar bilirler. Bu bağlamda insana, meleklerin dediği gibi “Allah’ım! Seni tesbih ederiz, Senin bize bildirdiklerinden başka bizim bilgimiz yoktur. Şüphe yok ki sonsuz ilim ve hikmet sahibi olan Sensin!”2 demekten başka bir şey düşmez.

İnsanın iki türlü bilgi edinme yolu vardır: 1- Kendi kesbi ile (Kendi gayret ve çabası ile) 2- Allah’ın vehbi ile (Allah’ın doğrudan kendisine ilim vermesi suretiyle)

İnsan zahiri ilimleri, yani varlıkların bize bakan, sebeplerle izah edilen yönünü kendi aklı ile; yaşayarak, görerek, okuyarak, tecrübe ederek, bilgi edinerek öğrenir. Buna kendi çabamızla elde ettiğimiz bilgiler mânâsında kesbi ilimler diyoruz.

Vehbi ilimlere gelince… Bâtıni ilimler de denen, varlıkların içyüz/ arkayüz/ öteyüz bilgisini ise insan kesbiyle değil; Allah’ın vehbiyle, yani öğretmesiyle öğrenir. Nitekim Kur’ân, “Allah Âdem’e esmayı öğretti.”3 Buyurmuştur. Anlaşılıyor ki insanlık, Hazret-i Âdem’den beri Allah’ın güzel isimlerini, bu güzel isimlerin varlıklar üzerindeki tecellilerini, varlıkların görünen ötesi boyutları bulunduğunu ve bu boyutların ancak Allah’ın lütfu ile öğrenilebileceğini öğrenmiş bulunuyor.

Ledün ilmi (İlm-i ledün) kavramı, Kehf Sûresinin 65. Âyetinde geçen bir kavram dolayısıyla fikir dünyamıza girmiştir. Söz konusu ayette Allah (cc) buyuruyor ki: “Nihayet kullarımızdan bir kul (olan Hızır’ı) buldular ki, biz ona, katımızdan bir vahiy vermiş ve katımızdan (gayblara dair özel) bir ilim öğretmiştik.”4 Bu âyette geçen “allemnahu min ledunna ilma” kelimesi “Ona katımızdan bir ilim öğrettik” demektir. Ki, ledün kelimesi bu ayetten alınmış ve gayba ait özel bir ilim alanı olarak zihinlerde yer etmiştir.

Asla bakarsanız; zahiri olsun, batınî olsun, kesbi olsun, vehbî olsun, bütün ilimler Allah’a aittir ve Allah katındandır. Ve yine kelimenin aslına bakarsanız, peygamberlere vahiy yoluyla gelen bütün ilimler ledünni ilimden sayılır. Çünkü bütün vahiyler Allah katındandır.

Fakat ledün kelimesi, İslâm düşünce tarihi boyunca, zahirî bilgilerle ulaşılamayan, eşya ve olayların perde arkası ve perde ötesi ile ilgilenen özel bir ilim dalının adı olarak kullanılagelmiş ve bu kullanışla da kavramlaşmıştır.

Peygamberler çoğu kere hem zahir ilimlere, hem de ledünni ilimlere mazhar olmuşlar; fakat insanlara zahir ilimleri tebliğ etmekle memur edilmişlerdir. Çünkü zahiri ilimleri herkesin akıl ile kavraması ve gereği ile amel etmesi daha kolay ve açıklık bakımından adalete daha uygundur. İslâm şeriatı da zahire göre hükmediyor. Ledünni alan ise Allah’ın hususî kullarına öğrettiği hususî bir alandır.

Meselâ Kehf Sûresinde Hazret-i Musa (as) ile bir gemiye binen Hazret-i Hızır’ın (as) macerası hikâye edilir. Hazret-i Hızır (as) durup dururken bindikleri gemiyi deliyor. Bunun sebebini de Hazret-i Musa’ya (as) daha sonra şöyle açıklıyor: “O gemi, denizde çalışan birtakım yoksul kimselere ait idi. Onu yaralamak istedim, çünkü onların ilerisinde, her gemiyi zorla ele geçiren bir kral vardı.”5 Hazret-i Hızır (as) ileride olacakları ledünni ilmiyle keşfederek gemiyi yaralıyor; böylece yoksulları zalim kralın hışmından koruyor.

Keza, Hazret-i Süleyman’a ve Hazret-i Davud’a (as) kuşların dilinin öğretilmesi,6 Hazret-i Süleyman’a (as) rüzgârın, cinlerin ve şeytanların itaatkâr kılınması,7 Hazret-i Davud’un (as) dağları, taşları ve kuşları zikirle konuşturması ve demiri yumuşatması,8 Hazret-i Yusuf’a (as) verilen rüyaların yorumu ilmi,9 Hazret-i Yakub’un (as) Hazret-i Yusuf’un (as) yaşadığını biliyor olması,10 Peygamber Efendimiz’in (asm) hendek savaşında kazı sırasında Kisra ve Bizans saraylarının yıkılacağını ve İslâm topraklarının genişleyeceğini görmesi ve ümmetini müjdelemesi peygamberlerin mazhar oldukları ilm-i ledün örneklerinden sadece bir kaçıdır.

Ledün ilmine evliyadan da mazhar olanlar olmuştur. İlm-i ledünnün sayılarla ilgili alanına Cifir ilmi denmiştir. İlm-i ledünne mazhar olan ve Cifir ilmine vakıf olan Bediüzzaman Hazretleri, Kur’ân ve imân esaslarının hakikatlerini kesin delillerle ümmete ders vermek hizmetinin, ilm-i cifir gibi gizli ilimlerin yüz derece daha üstünde bir meziyeti ve kıymeti olduğunu ifade ederek, bu kudsî vazifede Kur’ân ve imân esasları gibi kesin ve muhkem delillerle bildirilen hakikatlerin sû-i istimâle meydan vermediğini beyan ediyor ve Risâle-i Nur’da ilm-i cifrin ihtiyaca göre kullanıldığını bildirerek, bu ilmin herkesçe kullanılmasına izin vermiyor.

İlm-i Ledün

İlm-i Ledün

Ledün ilmi veya ilm-i ledün, okuyarak öğrenilmez. Allahü teâlânın ihsanı ile kalbe ilham edilen, ilahi sırlara ait bilgilerdir. Görünüşte, akla ve nakle zıt gelebilir. İlm-i ledün sahibi olanlar, hadiselerdeki gizli sırları ve hikmetleri bilir. Kur’an-ı kerimde, (Kehf) suresinde bu husus açıkça bildirilmiştir.

Her kelimenin tek manası olmaz. Bâtın kelimesi de öyledir. Bâtın esma-i hüsnadan, yani Allahü teâlânın isimlerindendir. Kur’an-ı kerimde mealen, (O evveldir, âhirdir, zâhirdir ve bâtındır, O, her şeyi bilendir) buyuruluyor. (Hadid 3)
Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki:
(Din bilgisi iki kısımdır: 1- Kalbde olan faydalı ilimler. 2- Dil ile anlatılan zahiri ilimler.) [Hatib, Süyuti]

(Elbette Kur’anın zahiri ve bâtıni manası vardır.) [İbni Hibban]

(Bâtın ilmi, Allahü teâlânın esrarından bir sır, hikmetlerinden bir hükümdür. Allah onu kullarından dilediğinin kalbine bırakır.) [Deylemi, Süyuti, Münavi]

(Zahir ve bâtın ilminde âlim olanlar, enbiyanın vârisleridirler.) [M. Nasihat]
(Öyle ilimler vardır ki, çok gizlidir. Bunları, ancak marifet sahipleri bilir.) [M. Nasihat]

Taha suresinin (Rabbim ilmimi arttır de) mealindeki 114. âyeti, bâtın ilminin artmasını istemek olduğu tefsirlerde bildirilmektedir.

Abdülgani Nablusi hazretleri buyuruyor ki:
İmam-ı Malik buyurdu ki:
(İlmi zahire malik olan, ilmi bâtına kavuşabilir. Zahir bilgisi olan kimse, ilmi ile amel ederse, Allahü teala, ona bâtın bilgisi ihsan eder.)

Ali bin Muhammed Vefanın ârifane sözlerine şaşırıp kalan imam-ı Ömer Bülkini, bunları nereden öğrendin deyince, Bekara suresindeki, (Allah’tan korkun! Allahü teâlâ, kendinden korkanlara bilmediklerini öğretir) mealindeki 282. âyeti okudu.

Ebu Talibi Mekki buyurdu ki:
(İlm-i zahir ile ilm-i bâtın, birbirlerinden ayrılmazlar. Beden ile kalbin birlikte bulunması gibidirler. Bâtın ilimleri, arifin kalbinden kalblere akar.)

(Âlimler, Peygamberlerin vârisleridir) hadis-i şerifi ile bildirilen âlimler, bildikleri ile amel eden, takva sahibi olan, Peygamberlerdeki ilimlerin hepsine kavuşan hakiki âlimlerdir.

İmam-ı Münavi, imam-ı Gazali’den naklen bildiriyor ki:
Ahiret bilgisi iki türlüdür:
Biri keşifle hasıl olur. Buna İlmi mükaşefe [İlmi bâtın] denir. Bütün ilimler, bu ilme kavuşmak için sebeplerdir. İkincisi İlmi muameledir. İlmi bâtından nasibi olmayanın imansız gitmesinden korkulur. Bundan nasip almanın en aşağısı, bu ilme inanmaktır. Bid’at ehline bâtın ilmi nasip olmaz. Bâtın bilgisi, temiz kalblerde hasıl olan bir nurdur. (Öyle ilimler vardır ki, çok gizlidirler. Bunları, ancak marifet sahipleri bilir) hadis-i şerifi, bâtın ilimlerini göstermektedir. Allahü teâlânın emir ve yasaklarını doğru yapabilmek için herkese lazım olan İlmi hâl bilgileri öğrenilip amel edilince, ilmi bâtın hasıl olabilir. (Hadika)

Kur’an-ı kerimden iki kıssa
Abdülgani Nablusi hazretleri buyuruyor ki:
İlmi bâtından habersiz olanlar, tasavvuf kitaplarını okuyunca, âriflerin sözlerini küfür ve sapıklık sanıyorlar. Anlamadıkları marifet bilgilerine inanmıyorlar. İbni Arabi, Abdülkadir Geylani, Mevlana Celaleddin Rumi, Seyyid Ahmed Bedevi, imam-ı Şarani ve imam-ı Busayri gibi tasavvuf büyüklerine dil uzatıyorlar. Bâtın bilgilerine inanmayan Muhammed aleyhisselamın dininin sırlarına inanmamış olur. Böyle kimseye bid’at ehli ve sapık denir. (Hadika)

Süleyman aleyhisselam, “Sebe Melikesinin tahtını bana kim getirebilir?” dedi. Cinlerden bir ifrit: “Sen yerinden kalkmadan önce, onu getiririm, buna gücüm yeter” dedi. İlmi ledün [ilmi bâtın] sahibiolan vezir Asaf bin Berhiya ise, “Gözünü açıp kapamadan ben onu sana getiririm” dedi ve bir andagetirdi. (Neml 38-40)

[Vezir de, cin de peygamber değildi. Vezir bu işi kerametle yapmıştı. Cin müslüman ise kerametle, kâfir ise sihirle yapacaktı.]

Kehf suresinde ledün [bâtın] ilmi hakkında bahsedilen kıssa özetle şöyledir:
Hz. Musa, “Ya Rabbi, bâtın ilmini bilen zatı nerede bulurum?” diye sordu. Allahü teâlâ da, “Ya Musa, yola çık, çantana koyduğun balık canlanıp denize gittiği yerde, onu bulursun” buyurdu.
Hz. Musa, Hz. Yuşa ile yola çıktı. Bir pınarın yanına geldiler. Bu pınar âb-ı hayat idi. Bu suya dokunan ölü canlanırdı. Bu sudan bir damla balığa değince, balık canlanıp denize gitti.

Hz. Musa, denilen yerdeki zatı görüp ona, “Bana bâtın ilmini öğretir misin?” dedi. O zat, “Allahü teâlânın bana öğrettiği ilmin hepsini sen bilmezsin. Bu yüzden de yaptıklarıma sabredemezsin” dedi. Hz. Musa, “İnşallah beni sabredenlerden bulursun” dedi. O zat, “Ya Musa, tuhafına gitse de, yaptıklarımdan bana bir şey sormayacaksın” dedi.

O zat, ücretsiz bindikleri gemiyi delince, günahsız çocuğu öldürünce ve bir duvarı ücretsiz yapınca Hz. Musa sebebini sordu. O zat, “Gemiciler on kardeşti. Geminin kazancı ile geçiniyorlardı. Bir derebeyi, sağlam gemileri gasp ediyordu. Bu geminin arızalı olduğunu duyunca almaktan vazgeçecekti. Biz de iyiliğe iyilik ettik. Günahsız çocuğun ana babası salih idi. Çocuk büyüyünce, küfre zorlayıp ana babasına zulüm ve işkence edecekti. Bunun yerine neslinden 70 peygamber meydana gelecek hayırlı bir evlat vermesi için dua ettim. Doğrulttuğum duvar, yetimlere aitti. Babaları duvarın altına bir hazine saklamıştı. Duvarı düzeltmeseydim, yıkılıp hazine meydana çıkacak, başkaları alacaktı. Yetimlere de bir iyilik etmiş olduk.

Musa aleyhisselama ilm-i bâtından bahseden o zatın evliyadan Hz. Hızır olduğu bildirilmiştir.
Kur’an-ı kerimdeki bu iki kıssa, bâtın ilmine sahip keramet ehlinin bulunduğunu açıkça bildirmektedir.
İlm-i bâtın, ilm-i zahirden ayrılmaz. Her ikisine kavuşanlara, Ulema-i rasihin denir.

Hz. Ebu Hüreyre, (Resulullahtan iki ilim aldım. Birisini size bildirdim. İkincisini bildirmedim, çünkü anlayamazsınız) dedi. Birincisi, İlm-i zahir,ikincisi İlm-i bâtın’dır. Bunu ancak, evliya ve sıddıklar bilir.
İlim sıfatı Allah’a ait bir sıfattır. Alîm olan, her şeyi kayıtsız şartsız bilen, ilm-i gaybı ve şehadeti ile bütün kâinatı kuşatan ve ilmi sonsuz olan Allah’tır. Kur’ân bildiriyor ki: “Gaybın anahtarları O’nun katındadır. Onları ancak Allah bilir. Karada ve denizde ne varsa Allah bilir. Düşen hiçbir yaprak yoktur ki, Allah onu bilmesin. Yerin karanlıklarında hiçbir dâne yoktur ki, Allah onu bilmesin. Yaş ve kuru hiçbir şey yoktur ki, -apaçık bir kitapta bulunur- Allah onu bilmesin.”1

İnsanın bilgisi, Allah’ın sonsuz ilmi yanında hiç mesabesindedir. İnsanlar ancak Allah’ın bildirdiği kadar bilirler. Bu bağlamda insana, meleklerin dediği gibi “Allah’ım! Seni tesbih ederiz, Senin bize bildirdiklerinden başka bizim bilgimiz yoktur. Şüphe yok ki sonsuz ilim ve hikmet sahibi olan Sensin!”2 demekten başka bir şey düşmez.

İnsanın iki türlü bilgi edinme yolu vardır: 1- Kendi kesbi ile (Kendi gayret ve çabası ile) 2- Allah’ın vehbi ile (Allah’ın doğrudan kendisine ilim vermesi suretiyle)

İnsan zahiri ilimleri, yani varlıkların bize bakan, sebeplerle izah edilen yönünü kendi aklı ile; yaşayarak, görerek, okuyarak, tecrübe ederek, bilgi edinerek öğrenir. Buna kendi çabamızla elde ettiğimiz bilgiler mânâsında kesbi ilimler diyoruz.

Vehbi ilimlere gelince… Bâtıni ilimler de denen, varlıkların içyüz/ arkayüz/ öteyüz bilgisini ise insan kesbiyle değil; Allah’ın vehbiyle, yani öğretmesiyle öğrenir. Nitekim Kur’ân, “Allah Âdem’e esmayı öğretti.”3 Buyurmuştur. Anlaşılıyor ki insanlık, Hazret-i Âdem’den beri Allah’ın güzel isimlerini, bu güzel isimlerin varlıklar üzerindeki tecellilerini, varlıkların görünen ötesi boyutları bulunduğunu ve bu boyutların ancak Allah’ın lütfu ile öğrenilebileceğini öğrenmiş bulunuyor.

Ledün ilmi (İlm-i ledün) kavramı, Kehf Sûresinin 65. Âyetinde geçen bir kavram dolayısıyla fikir dünyamıza girmiştir. Söz konusu ayette Allah (cc) buyuruyor ki: “Nihayet kullarımızdan bir kul (olan Hızır’ı) buldular ki, biz ona, katımızdan bir vahiy vermiş ve katımızdan (gayblara dair özel) bir ilim öğretmiştik.”4 Bu âyette geçen “allemnahu min ledunna ilma” kelimesi “Ona katımızdan bir ilim öğrettik” demektir. Ki, ledün kelimesi bu ayetten alınmış ve gayba ait özel bir ilim alanı olarak zihinlerde yer etmiştir.

Asla bakarsanız; zahiri olsun, batınî olsun, kesbi olsun, vehbî olsun, bütün ilimler Allah’a aittir ve Allah katındandır. Ve yine kelimenin aslına bakarsanız, peygamberlere vahiy yoluyla gelen bütün ilimler ledünni ilimden sayılır. Çünkü bütün vahiyler Allah katındandır.

Fakat ledün kelimesi, İslâm düşünce tarihi boyunca, zahirî bilgilerle ulaşılamayan, eşya ve olayların perde arkası ve perde ötesi ile ilgilenen özel bir ilim dalının adı olarak kullanılagelmiş ve bu kullanışla da kavramlaşmıştır.

Peygamberler çoğu kere hem zahir ilimlere, hem de ledünni ilimlere mazhar olmuşlar; fakat insanlara zahir ilimleri tebliğ etmekle memur edilmişlerdir. Çünkü zahiri ilimleri herkesin akıl ile kavraması ve gereği ile amel etmesi daha kolay ve açıklık bakımından adalete daha uygundur. İslâm şeriatı da zahire göre hükmediyor. Ledünni alan ise Allah’ın hususî kullarına öğrettiği hususî bir alandır.

Meselâ Kehf Sûresinde Hazret-i Musa (as) ile bir gemiye binen Hazret-i Hızır’ın (as) macerası hikâye edilir. Hazret-i Hızır (as) durup dururken bindikleri gemiyi deliyor. Bunun sebebini de Hazret-i Musa’ya (as) daha sonra şöyle açıklıyor: “O gemi, denizde çalışan birtakım yoksul kimselere ait idi. Onu yaralamak istedim, çünkü onların ilerisinde, her gemiyi zorla ele geçiren bir kral vardı.”5 Hazret-i Hızır (as) ileride olacakları ledünni ilmiyle keşfederek gemiyi yaralıyor; böylece yoksulları zalim kralın hışmından koruyor.

Keza, Hazret-i Süleyman’a ve Hazret-i Davud’a (as) kuşların dilinin öğretilmesi,6 Hazret-i Süleyman’a (as) rüzgârın, cinlerin ve şeytanların itaatkâr kılınması,7 Hazret-i Davud’un (as) dağları, taşları ve kuşları zikirle konuşturması ve demiri yumuşatması,8 Hazret-i Yusuf’a (as) verilen rüyaların yorumu ilmi,9 Hazret-i Yakub’un (as) Hazret-i Yusuf’un (as) yaşadığını biliyor olması,10 Peygamber Efendimiz’in (asm) hendek savaşında kazı sırasında Kisra ve Bizans saraylarının yıkılacağını ve İslâm topraklarının genişleyeceğini görmesi ve ümmetini müjdelemesi peygamberlerin mazhar oldukları ilm-i ledün örneklerinden sadece bir kaçıdır.

Ledün ilmine evliyadan da mazhar olanlar olmuştur. İlm-i ledünnün sayılarla ilgili alanına Cifir ilmi denmiştir. İlm-i ledünne mazhar olan ve Cifir ilmine vakıf olan Bediüzzaman Hazretleri, Kur’ân ve imân esaslarının hakikatlerini kesin delillerle ümmete ders vermek hizmetinin, ilm-i cifir gibi gizli ilimlerin yüz derece daha üstünde bir meziyeti ve kıymeti olduğunu ifade ederek, bu kudsî vazifede Kur’ân ve imân esasları gibi kesin ve muhkem delillerle bildirilen hakikatlerin sû-i istimâle meydan vermediğini beyan ediyor ve Risâle-i Nur’da ilm-i cifrin ihtiyaca göre kullanıldığını bildirerek, bu ilmin herkesçe kullanılmasına izin vermiyor.